Farklı Filimler (tanıtım)
6/1/2008 ·
"21 Gram"

..bir iliskiniz vardir, içinde siz yoksunuzdur. oksijen tüpüyle sigaraya
kosacak kadar yorulmustur ruhunuz savasmaktan.
bir aileniz vardir, artik içinde bir tek siz kalmissinizdir. herkesin devam
etmeye zorladigi hayat, ayni hayat degildir artik.

bir inanciniz vardir, içinde tanri yoktur. saçinizin bir telinden haberdar
olan tanri, tüm saçlariniz kesildiginde hiç aglamamistir.
uzun ömürlerinizin kisacik anlarinda yön degistiriverir her sey. tüm
sifatlar anlamini kaybeder. uzun, kisa anlamsizdir. bir duygulariniz kalir
elinizde tanimlayamadiginiz ve belki de tanimlamanizi gerektirmeyen...
tanimadiginiz bir adamin kalbiyle baglandiginiz kadin için
son sansinizi harcayabilirsiniz.

hiç tanimadan öldügünüz milyonlarca insan varken, tanismayi ummadiklarinizi
öldürebilir, onlar için ölebilir ya da yenilerine gebe kalabilirsiniz.
sizi neyin bir araya getirdigi önemli midir artik?

baska bir adamla sevisirken kocanizin kalbine dokunma sansi vermistir hayat
size. ölümle savasirken ölümü bekleyenle yüzlesme sansi vermistir.sonunda
uçusup giden 21 gramsa, katil kimdir? kurban kim?
|
Dorian Gray'den "Heat"
Yönetmen: Michael Mann
Oyuncular: Al Pacino (Vincent Hanna), Robert De Niro (Neil McCauley),
Val Kilmer (Chris Shiherlis), Jon Voight (Nate), Tom Sizemore (Michael Cheritto),
Diane Venora (Justine), Amy Brenneman (Eady), Ashley Judd (Charlene)
1995 ABD yapımı, 172 dakika

Biri hırsız, diğeri polis olan ama birbirine çok benzeyen iki adamın
hikayesi. Vincent Hanna, hiç uyumadan "geceleri bile" suçluların peşinde
koşan bir işkolik olduğu için iletişim kuramadığı (üçüncü) karısı, ve üvey
babasının ilgisinden muzdarip olduğu için psikolojik olarak sorunlu olan
üvey kızı ile bir "afet bölgesinde" (kendi tabiri) yaşıyor. Haydut Neil
McCauley ise "ateşi hissettiğinde 30 saniye içine bırakıp gidemeyeceğin
hiçbir şeye bağlanma" düsturu nedeniyle hayatını yalnızlığa vakfetmiş ve
bunu da "disiplin" olarak adlandıran, en az Hanna kadar işkolik, ilkeli ve
akıllı biri. Yeni bir ilişkiye başladığı Eady ile, son vurgununu yaptıktan
sonra Fiji adasında inzivaya çekilmek istiyor.
Böylesi sıradan ve özelliksiz görünen bir hikayeyi, sinema tarihinin en iyi
suç filmlerinden biri haline getiren şey, elbette yönetmen Michael Mann'in
ustalığı. Dramatik yapıyı kurarken adeta filmdeki kahramanları kadar
titizlikle çalıştığı belli olan Mann, ne hırsızın ne de polisin tarafını
tutuyor. Seyircinin hemen hepsinin sempati duyduğu bu iki adam, karşı
karşıya geldikleri efsanevî sahnede de görüldüğü üzere "iki testiden birinin
kırılmasının kaçınılmaz olduğu" bir hayat seçmişler. Yönetmen de dramatik
olarak bu durumun üzerine odaklanıyor.
Ama asıl ustalık elbette görsel yapıda. İki buçuk saatlik süresine rağmen
seyircisini bir an bile sıkmayan, temposunu hiç düşürmeyen, (başta 15-20
dakikalık çatışma sahnesi olmak üzere) unutulmaz birkaç sahneye sahip bir
film bu. Kara film geleneğine paralel olarak hemen tüm karakterlerini
derinlemesine işleme çabası da ayrıca takdire şayan.
"OLD BOY"
Tarantino'nun çabalarıyla Cannes'da büyük jüri ödülünü kazandı.
İnsanın ağzında pas tadı, suratındaysa ekşi bir ifade bırakan Japon menşeli film.
Şiddet ve gizem...gerilen sinirler, kasılan mide...
Güney Kore filmi... Kara film..
0 yorum yazılmıştır


